| Bir sabah okul kapısının önünde - Rasim Özdenören |
| Yazar KuTuKoLa | |
| Perşembe, 15 Ocak 2009 | |
Gece yürüyüşünden mi döndüm nedir… Her gece yürüyüşü dayanılmaz baş ağrılarıyla gelip oturuyor bu pencerenin kenarına.Ben o pencerenin kenarından sokağa bakıyorum. Evim yan sokaklardan birinin en içlerinde temellenmiş. Uzaktan okul çocuklarının sesleri duyuluyor. Daha sabahın erken saatlerinde horoz seslerinin komşu sokaklardaki horoz seslerine cevap vermeye hazırlandığı saatlerde pencerelerinin kenarlarında oturmuş kahvesini içen ev kadınları ve onlara eşlik eden ev erkekleri… Birazdan okulun kapısı açılacak erkenci davranmış iki oğlan çocuğu ile iki kız çocuğu okul kapısından içeriye girmeye davranacak.. onların okulu var: onlar, ilerde engellenmedikçe okullarını bitirecek… Dünyanın bir başka yerinde aynı kız çocukları okul yolunda yolları kesilerek bekletilecek. Onlar başlarında beyaz örtüleriyle kendilerini namahremden sakınırken karşılarına çıkan silah namlularıyla durdurulacak: namlular tam da kızların döşünü hedef alıyor. Kızların gözleri hiç de korkuyla bakmıyor kendilerine yönelmiş silahın korkunç gözüne… Silahı tutan erin eli tetikte: işaret parmağının iki milimetrelik kıpırdanışı bekleşen çocuklardan birini anında yere serebilir. Yere serilen duvarın karşı tarafında durduğu için bu cinayetten kimse sorumlu tutulmaz. Neferin yer aldığı duvarın beri tarafı zaten o neferi bu cinayeti işlesin diye görevlendirmiş. Askerler, okul çocuklarının duvarı aşmasına izin vermiyor. Kızlar güle oynaya duvarı aşmak istiyor. Askerlerin omzundaki silahlar tehdit edici bir duruşu sergiliyor göğe açılmış namlularıyla… Kızlardan bazıları gülüyor. Çünkü o daha gülecek yaşta. Çünkü o, bu işi oyun olarak algılıyor. Benim komşum olan okulun kızları tv ekranlarında akşam gördükleri dizi filmi birbirine anlatarak fıkırdaşırken, Filistinli kız namlunun ucuna bakıyor: yanaklarında gülücük. Gamzesi biraz çıkıntılı… Ama askerler birden ciddileşiyor. Aralarından biri tüfeğinin dipçiğini omuzu dayıyor ve en öndeki kızın döşünü nişanlıyor. Kızlar bağrışıyor. Sesleri korkuyu değil, protestoyu yansıtıyor. Onlar okullarına gitmek istiyor. Asker okulunu bitirmiştir. Onun okul derdi yok. O, tüfeğini en iyi nasıl kullanacağını düşünüyor. Acaba kızın döşüne mi nişan alsın, yoksa kafatasına mı? Birden askerin gözündeki gözlük yerinden oynuyor ve asker bileğinin kıvrımıyla gözlüğünü yerine yerleştirmek istiyor. Tüfeğin namlusu kızın başının üstünden 45 derecelik açıyla göğü nişanlıyor. Karede birden kızlardan birinin annesi peydahlanıyor ve askeri ittirmeye savaşıyor. Küçük kızın vurmak üzere askere yönelmiş eli askere ulaşmıyor. Ve tüfeğin ucundan ateş saçılıyor: havaya, boşluğa doğru… Besbelli bu gün kimse okula gidemeyecek. Öğrencilerin anneleri bir sokak köşesinde kıstırılmış, esir alınmış. Kadınlar sokağın köşesinde oturuyor. Dizlerinde dua kitapları. Yahudi askerleriyse elleri hâlâ tüfeklerinin tetiğinde alesta bekliyor. Kıpırdayan olursa ateş etmeye hazır. *** Birden, bizim mahallenin okulunun ders zili çalıyor. Acaba kâbus bitti mi? Acaba Gazze'nin okulunda da ders zili çalar mı? Orada da çocuklar var mı? Onlar da okula gider mi? Annelerin gözleri zırhlı araçların lombarına kilitlenmiş, götürülen çocuklarına tutunmak mı ister? Beğendiklerime Ekle Sık Kullanılanlara Ekle Arkadaşına Gönder Yorumlar (0)
![]() Yorum yazın
Yorum ekleyebilmeniz için giriş yapmanız gerekiyor. Henüz bir hesabınız yoksa lütfen kayıt olun.
|
| Sonraki > |
|---|