Karakitap Biyografiler Karakitap Fotoğraf Galerisi Karakitap Mekanlar Karakitap Kültür Sanat Karakitap Edebiyat Karakitap Forum Karakitap Anasayfa
Karakitap arrow Yazarlar arrow Kriz derinleşirken - John Bellamy Foster
Kriz derinleşirken - John Bellamy Foster
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
Yazar KuTuKoLa   
Cumartesi, 15 Kasım 2008
 Amerika Birleşik Devletleri altı ay önce derin bir finansal krize girdi. Ancak şu anda hâkim olan koşullar altı ay öncekinden birkaç kat daha kötüleşmiş durumda ve tüm dünyayı olumsuz etkisi altına aldı. Açıkçası, kapitalizmin tarihindeki en büyük krizlerden birisinin tam ortasındayız. Yaşanan, basit bir finansal panik olmanın ötesinde, boyutları hala belirsiz olan muazzam bir sermaye değersizleşmesi sürecidir. Marx, sermayenin büyüme dönemlerinde değişmez bir biçimde aşırı genişlediği ve bunu izleyen krizlerde söz konusu sermayenin belirli bir bölümünün değersizleşmesiyle birlikte, geriye kalan sermayenin karlılık ve birikimle genişleme sürecine geri dönmesine olanak sağladığı açıklamasında bulunmuştu. Ancak, bizler şu anda henüz haritası çıkartılmamış olan topraklar üzerindeyiz: İçinde yaşadığımız dönem birçok bakımdan eşi benzeri görülmemiş bir çağ olan tekelci-finans sermayesi çağıdır. 1930’ların Büyük Bunalım döneminde bile, Keynes, modern kapitalizmin belirli bir krizden sonra tam istihdama, mevcut kapasitenin tam kullanımına ve güçlü büyüme eğilimine dönmeden de karlılığa dönüş yapabileceğini söylemişti. Son yarım yüzyılda yaşadığımız tecrübeler, kapitalizmin merkezinde durgunluktan sadece geniş askeri harcamalar ve bunun yetersiz kaldığı durumlarda da, varlık değerlerinin muazzam oranlarda şişirilmesi (enflasyonu) ve spekülasyonla, yani “finanslaşmayla” kaçınabildiğini gösterdi. Yükseliş sırasında yaşanan büyüme psikolojisi tarafından da pekiştirilen büyümenin (“refah etkisi”) iniş sırasında daralmayı da pekiştiren bir etkisi olduğu ortaya çıktı. Bütün bu öğeler gerçek ekonomide yaşanan ekonomik krizin neden şu anda böylesine sert olduğunu ve neden büyüme döneminin acilen yeniden başlaması olasılığının hiç mevcut olmadığını açıklamamıza yardımcı olmaktadır.

Birçok insan krizin ciddiyetini yalnızca 18 Eylül 2008 günü, yani ABD Hazine Bakanı Henry Paulson’un Kongre’ye, ABD finans sektörünün birkaç gün içinde tam bir erime yaşayacağını ve bankaları kurtarmak için 700 milyar dolara acilen ihtiyaç bulunduğunu söylediği gün anladı. O zamandan bu yana (aslında daha da önce) muazzam miktarda devlet kaynağı finansal yapıya akıtıldı (bu yazı yazıldığı sırada tek başına ABD hükümetinin bütün bir kriz süreci boyunca yaptığı finansal harcamalar 5 trilyon doları aşmıştı), bunlar arasında büyük bankalara doğrudan sermaye aktarılması ve kısmi kamulaştırmalar da mevcuttu. Yine de, krizin dindiğine dair hiçbir işaret yok. Ödeme güçlüğü kısır bir döngü içinde, tüketicilerden bankalara, oradan finansal olmayan firmalara ve yeniden tüketicilere doğru tüm ekonomi içinde yayılıyor. Ekonominin son birkaç on yıl içinde temelde finanslaşma sayesinde ayakta tutulduğu gerçeği, sorunu daha da ağırlaştırıyor.
Artık tüm dünya ekonomisi etkilenmiş durumda. Şu ana kadar Avrupa bölgesindeki ekonomilerden birisi, İzlanda, dış yardım gerektiren tam bir erime yaşadı ve bazıları İzlanda’yı, “kömür madenindeki kanarya” olarak adlandırdılar. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupalı müttefikleri bu son neo-liberal çağ boyunca, tüm yerküreye sermayenin sınırlar arasında serbestçe akabildiği bir modeli dayattılar. Sonuç bugün felaketin de serbestçe akmasıdır. “Yükselen” ekonomiler yalnızca birincisi, sermaye kontrolleri ile ve ikincisi, piyasaya dayalı olmayan bir “Güney-Güney” işbirliğinin kurulmasıyla, çöküşü en ağır biçimde yaşayan kurbanlar olmaktan kurtulabilirler.

Bu sıkıntılı ekonomik koşullar altında elbette abartılı bir zihinsel çerçevenin tuzağına düşmemek için dikkatli olmalıyız. Kapitalizmin bir bütün olarak çöküşünün sadece iktisat sayesinde olmayacağını hatırlamalıyız. İşlerin kendi gidişatına bırakılması halinde, sistemin kendisini iyileştirebileceği kuşkusuzdur; bu durum, tam bir iyileşmenin gerçekleşmesi kuşkulu olmakla birlikte, böyle bir iyileşme uzun yıllar alacak olsa da doğrudur.

Önümüzde duran gerçek tarihsel sorun, dünya halklarının krizin kapitalist biçimde çözülmesini ve böylelikle de bütün bir akıldışı sömürü sürecinin, yeni yükseliş ve yeni iniş devrelerinin bir kez daha başlamasını beklemeye ne ölçüde istekli olacağı, yoksa bunun yerine Artık Yeter dedikleri bir süreci başlatıp başlatmayacaklarıdır. İktidar sahiplerinin en fazla korktukları şey, işte bu aşağıdan politik müdahaledir. Sistemin tepesindeki Olimposlarından, sosyalizmin küresel ölçekteki muhtemel bir yenilenişi koşullarının bugün mevcut olduğunu herkesten daha iyi görüyorlar. Kapitalizm ilerici bir güç olarak kendi sınırlarına ulaştı ve ünlü “yaratıcı yıkıcılığı” da artık hem dünya halklarını hem de gezegeni tehlikeye sokan yıkıcı bir yaratıcılığa dönüştü. Aslında, bugün bir bütün olarak ele alındında dünya halkı ve yerkürenin kendisi için, sosyalizm karşısında hiçbir gerçek alternatif mevcut değildir.




sendika.org sitesinden-alıntı-dır.
Yorumlar (0)add comment

Yorum yazın
Yorum ekleyebilmeniz için giriş yapmanız gerekiyor. Henüz bir hesabınız yoksa lütfen kayıt olun.

busy
 
< Önceki   Sonraki >

Kılıç ve Kalem

Advertisement