Karakitap Biyografiler Karakitap Fotoğraf Galerisi Karakitap Mekanlar Karakitap Kültür Sanat Karakitap Edebiyat Karakitap Forum Karakitap Anasayfa
Karakitap
Ver Allah'ım ver sicim gibi yağmur - Beşir Ayvazoğlu
Üye Değerlendirme: / 1
Kötüİyi 
Yazar karakitap   
Perşembe, 15 Kasım 2007
Yağmur duasına hiç çıkmadım; çocukluğumuzda pilâv pişirmek için kapı kapı dolaşıp bulgur ve tereyağı toplarken okuduğumuz tekerlemenin bir çeşit yağmur duası olduğunu da çok sonraları öğrenmişimdir:

Yağ yağ yağmur

Teknede hamur

Ver Allah'ım ver

Sicim gibi yağmur

Başta yağmur duası olmak üzere, yağmur yağdırmak için yapılan çeşit çeşit törenlerin kadim zamanlarda nasıl oluştuğunu ve günümüze nasıl ulaştığını öğrenmek isteyenler, M. Sabri Koz'un hazırladığı Yağmur Duası Kitabı'nı okumalıdırlar.

Kitabevi Yayınları'nın sahibi Mehmet Varış, yaşadığımız büyük kuraklıktan duyduğu üzüntüyle, 2007 Ramazan'ında kıdemli müşterilerine hediye olarak vermek üzere "Diş Kirası Kitapları" serisinden bir yağmur duası kitabı yayımlamak istemiş ve isabetli bir kararla Sabri Koz'un kapısını çalmış.

Sabri Koz, folklor ve halk edebiyatı araştırmalarında günümüzde en yetkin isimlerden biridir ve bu konu tam da onun dişine göredir. Derhal kolları sıvayıp bir yandan yağmur duası hakkında yazılmış makaleleri toplarken bir yandan da yeni yazılar ısmarlamış. Ortaya çıkan 678 sayfalık kitap, aslında insanlığın en eski zamanlardan beri sık sık kuraklıkla boğuşmak zorunda kaldığını, bu yüzden yağmur yağdırabilmek için kendince

 yollar aradığını, büyüler yaptığını vb. gösteriyor.

Anadolu'da yağmur yağdırmak için yapılan törenlerin çoğu atalarımızca Orta Asya'dan getirilmiş, bazıları da komşu kültürlerden alınmıştır. İslâm, putperestlik kalıntısı kadim törenlerin yerine "istiska" adı verilen ve sade bir törenle icra edilen yağmur duasını ikame etmiş olmakla beraber, Şamanizm damgası taşıyan Çömçe Gelin'ler, Çullu Kadın'lar, Dodu'lar, Gode Gode'ler, Yağmur Gelinleri günümüze kadar gelmiştir.

İslâmî yağmur duasıyla Şamanî geleneklerin birbirine karıştığı uygulamalar da az değildir.

Yağmur duası konusunda ilk ciddi araştırma Orhan Acıpayamlı tarafından yapılmış. Anadolu'da hâlen yaşayan yağmur duası törenlerini ve gelenekleri kapsamlı bir biçimde ele aldığı "Türkiye'de Yağmur Duası ve Psiko-Sosyal Metodla İncelenmesi" başlıklı kitap çapındaki makalesini okurken, çocukluğumun unutulmazları arasında yer alan "Yağ yağ yağmur" tekerlemesini söyleyerek oynadığımız zevkli oyunun teferruatını da hatırladım. Bir ağaç kepçeye uzunca bir sopayı bağlar, üzerine bir elbise geçirerek bebeğe dönüştürür, sonra onu tekerlemeler okuyarak kapı kapı gezdirirdik. Tekerlemenin hafızamdan tamamen silinen ilk kısmı, Acıpayamlı'nın tespitine göre şöyleymiş:

Kepçe gelin ne ister

Kaşık kaşık yağ ister

Gökten çok rahmet ister

Yerden bereket ister

Ver Allah'ım ver

Bir sürü yağmur

Ev sahiplerinden kiminin yağ, kiminin bulgur verdiğini de hatırlıyorum. Acıpayamlı'nın anlatımına göre, ev sahibi bir elinde yağ, bir elinde un, bulgur, yumurta olduğu halde dışarı çıkar, suyu başında kalbur bulunan çocuğun üzerine dökermiş. Bu sırada çocuklar "Yağ yağ yağmur" tekerlemesini söylerlermiş. Bunları hiç hatırlamadığıma göre, belki de Zara'da gelenek farklı bir şekilde uygulanıyordu.

Her neyse, Sabri Koz'un derlemesinde onlarca makale ve o kadar çok bilgi var ki, hepsinden tek tek söz etmek imkânsız. En iyisi bu ilgi çekici kitabı alıp

okuyun diyor ve Sabri Koz'un "Sunuş" yazısının son paragrafını dikkatinize sunuyorum:

"Nasreddin Hoca merhumun komşusunun uyuz keçisini dua ile iyileştirmeyi reddetmemekle beraber ilaç da tavsiye etmesi gibi, her türlü tedbiri elden bırakmadan 'duaya da kuvvet' diyor, aylardır yağmur yüzü görmeyen memleket köşe bucağında etrafı sel götürmeyecek, amma başta insan, hayvan ve toprak olmak üzere suya hasret her varlığı kandıracak kadar yağmur diyor, boynumuzu büküyoruz. Kapıların açık olduğu bir anda bu beklentimizin mutlaka gerçek olacağına güvenerek çocukluk günlerimizdeki gibi var gücümüzle bağırıyoruz: 'Ver Allah'ım ver, sicim gibi yağmur!" Ne dersiniz, Yağmur Duası Kitabı işe yaradı galiba!


DERKENAR


Yandaki haber, Cumhuriyet gazetesinin 19 Teşrinievvel (Ekim) 1932 tarihli sayısının birinci sayfasında çıkmıştır. Haberde, İstanbul'a beş buçuk-altı aydır tek

damla düşmediği belirtildikten sonra, bugünlerde yaşadıklarımıza benzeyen iklim olaylarından söz ediliyor.

Yorumlar (0)add comment

Yorum yazın
Yorum ekleyebilmeniz için giriş yapmanız gerekiyor. Henüz bir hesabınız yoksa lütfen kayıt olun.

busy
 
< Önceki   Sonraki >
En Çok Okunan Edebiyat Haberleri
Son Gönderilen Edebiyat Haberleri

En Çok Okunan Edebiyat Haberi