Karakitap Biyografiler Karakitap Fotoğraf Galerisi Karakitap Mekanlar Karakitap Kültür Sanat Karakitap Edebiyat Karakitap Forum Karakitap Anasayfa
Karakitap
'Taze kan' geldi - A.Ömer Türkeş (Kitap)
Üye Değerlendirme: / 1
Kötüİyi 
Yazar karakitap   
Çarşamba, 11 Temmuz 2007
1514 kışı, Roma. İki cinayet işlendi, sırada iki cinayet daha var... Seri cinayetler, matematik teorileriyle bir araya geliyor... Yeni bir kahramanla tanışıyoruz: Henry Spearman... Ve dedektifi koyun olan bir kitap

Kültür endüstrisinin doymak bilmez iştahı, sinemada olduğu gibi edebiyatta da konu sıkıntısı yaratıyor. İşin basitine kaçanlar anlatacak yeni hikâyeler aramaktansa, bildik bir hikâyeyi şiddet ve erotizmle çekici hale getirmeye çalışıyorlar.

Polisiye okuyucuları, katilin kimliğinin ya da cinayetin 'nasıl'ının 'niçin'inin daha baştan faş edildiği böyle bir seri üretimden kuşkusuz hiç memnun değiller. Buna karşılık, hikâyelerini farklılaştırabilmek için daha titiz davranan, polisiyeleri tarihle, sanatla bilimle, felsefeyle harmanlayan yazarlar da var. Mesela Guillaume Prevost, Roma'da Yedi Cinayet'te söz konusu tıkanıklığı zamanı ve mekânı Rönesans dönemine taşıyarak çözmeye çalışmış.

1514 kışında, Roma'nın ünlü Marc Aurele Sütunu'nun üzerindeki imparator heykeline çırılçıplak vaziyette oturtulmuş genç bir erkek cesedi bulunur. Başsız ceset bir erkek fahişeye aittir ve sütuna kanla yazılmış bir not bırakılmıştır. Olay aslında savaşların, çatışmaların ve nefretin hiç eksik olmadığı şehirde büyük bir heyecan yaratacak, şehrin eski polis müdürünün oğlu, tıp öğrencisi Guido da babasının dostları sayesinde araştırmalara katılacaktır. Anatomi bilgisi nedeniyle araştırmaya dahil edilen üstat Leonardo da Vinci ile bu sayede tanışırlar. Çok geçmeden yine tuhaf biçimler verilmiş yeni cesetler bulunur. Kurbanlarsa açgözlülük ve sefahat konusunda namlı iki şahsiyettir; tefeci Gentile Zara ve ünlü muhabbet tellalı Giulietta Ghirardi. Galeyana gelen halkı yatıştırmak için ele geçen ilk şüpheli idam edilir. Guido ise araştırmaları sonucu cinayetlerin ünlü ressam Hieronymus Bosch'un bir deseninden esinlendiğini ve sırada bekleyen dört cinayet daha olduğunu, cinayetlerle Vatikan'dan çalınan kutsal bir emanet arasında ilişki de kurulabileceğini düşünmektedir.

Matematik ve seri katil

Umberto Eco'nun Gülün Adı'nı hatırlatsa da felsefenin sularına açılmaya hiç niyetlenmeyen Roma'da Yedi Cinayet, 16. yüzyıl Roma'sında işlenen seri cinayetler etrafında gelişen, başta Leonardo Da Vinci olmak üzere çok sayıda tarihi şahsiyetle süslenmiş heyecanlı ve hareketli bir polisiye. Guillaume Prevost, cinayet nedenini dönemin siyasi tarihinden, yöntemini sanattan esinlenerek kurgulamış. Roman, kahramanlarıyla birlikte okuyucuyu Roma sokaklarında, görkemli saraylarda, kiliselerde, kütüphanelerde, Rönesans'ın ustalarının atölyelerinde dolaştırırken güçlü bir tarih duygusu uyandırıyor.
Polisiyelerde sıklıkla rastladığımız yeni eğilimlerden en dikkat çekeni, olayların çözümleyicisini (dedektif tipini) kişisel özelliklerini zorlayarak da olsa okuyucu için ilginç bir hale getirmek. Klasik polisiyelerde de böyle bir anlayıştan hareketle, özel ya da resmi dedektif yerine avukat, gazeteci, yazar hatta ev kadını tiplemelerine yer verilmişti. Ancak onlar amatör gibi görünseler bile cinayet çözmekte meslek erbaplarını aratmıyorlardı. Şimdi ele alacağım polisiyelerdeki 'dedektif'lerinse kriminal olaylar hakkında fazla malumatları yok. İşleri karmaşık problemleri çözmekle ilgili. Bu türün Türkiye'de yayımlanmış en iyi örneklerinden birisi, Arjantinli matematikçi ve yazar Guillermo Martinez'in Oxford Cinayetleri, seri cinayetleri matematik teorileriyle bir araya getiriyor.

1993 yazında, yirmi iki yaşındaki Arjantinli bir matematikçi, akademik çalışmalar yapmak için bir yıllık bir burs ile Oxford'a gider. Güzel torunuyla birlikte yaşayan yaşlı bir kadının evinde pansiyoner olacaktır. Daha kenti tanımaya fırsat bulamadan yaşlı kadının ölümüne tanık olan genç adam, hayranlık duyduğu Profesör Seldom ile bu sayede tanışacak, ikili cinayet mahalline bırakılan notları çözerek katilin kimliğini bulmaya çalışacaklardır...

Martinez, sözü hiç uzatmamış, cinayetle birlikte suçun, katilin bıraktığı bir seriyi çağrıştıran sembollerle de matematiğin alanına girivermiş. Her yeni cinayetle sembollerde gizlenen mantık serisi, seri katilin mantığını tartışmaya açarken kanıtlar bambaşka şüphelileri işaret ediyor. Tam bu noktada polisiye roman tutkunu Prof. Seldom'un sesi yükselecektir; "Gerçekle görünen arasında bir fark var. (...) Çoğu kez elde edilen deliller ne suçlunun suçluluğunu ne de masumun masumiyetini kanıtlamaya yeter. Temelde Gödel'in 1930'daki Eksiklik Teoremiyle gösterdiği şey, matematiktekiyle tam olarak aynı."
Birçok matematikçinin ve teoremlerinin anıldığı romanda katilin kimliği ortaya çıktığında hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz. Ama acele etmeyin; 'gerçekle görünen arasında bir fark var'. Martinez, basit bir kurguyla yetinmeyecek kadar usta bir yazar. Polisiyeseverler kaçırmasın; hele ki matematiğe de ilgileri varsa!

Genelde suça, özelde öldürme eylemine kriminalojinin dışından bakan diğer kahramanımız Henry Spearman; o bir iktisat profesörü. ABD'li iki iktisatçının Marshal Jevons müstearıyla yazdıkları Marjinde Cinayet, polisiye klasiklerine ve iktisat âlemine yaptığı göndermelerle, parodik yaklaşımıyla, mizahla gerilim arasında tutturduğu dengesi ve polisiye kurgusuyla hem gerçekten de değişik hem de çok başarılı bir polisiye.

Kısa boyu, dökülen saçları, rasyonel aklıyla Agatha Chirstie'nin Hercul Poirot'sunu çağrıştıran ama Milton Friedman'dan izler de taşıyan Henry Spearman, karısıyla birlikte tatil için Virgin Adaları'nın tropik ve egzotik atmosferini seçmiştir (İngiliz klasik dönem polisiyelerinin sevilen mekânıdır). Ada, tatile gelen züppe zenginlerle doludur. Ve cinayetler başlar. Yerel polis için zanlılar zenginlerden nefret eden 'Siyah İktidar Hareketi' militanlarıdır. Ancak Spearman, kriminolojinin 'sebep' meselesini çok fazla takıntı haline getirdiğini düşünmektedir. Onun iktisatçı mantığına göre, bir insanın suçlu mu, yoksa masum mu olduğunu kestirebilmek için, o kişinin bu işi yapmanın öncesinde ve sonrasındaki seçimlerine bakmak gerekir. Ve Spearman aşk, nefret, iyilik, kötülük veya başka insanları da içeren herhangi bir duyguya, ekonomik analiz de uygulanabileceğine inanmaktadır.

Klasik polisiyeleri taklit ediyor Marjinde Cinayet, ama hemen bir sıçrama yapıyor; önce dış mekânları statiklikten kurtarıyor. Dedektif tipi, Sherlock Holmes'un mirasçısı gibi, ama akıl yürütme biçimi hiç de sihirbazlık gösterisine dönüşmüyor. İktisat teorilerini 'İktisada Giriş' derslerinde yardımcı kitap olarak önerilecek kadar yerli yerinde kullanan Spearman, sıkı sıkıya bağlandığı tümdengelim metoduyla çok ikna edici bir çözümleyici. Ayrıca sıradan bir adam, ideal bir eş. Yegâne sevimsizliği fazla liberal olması. Ama okuyucuyu yönlendirmiyor.

Sağlam ve yerleşmiş bir ekonomi 'kanunu'yla birleşen cinayet kurgusunda, söz konusu 'kanun' hikâyenin değişik yerlerinde, değişik perspektiflerden farklı görüntüleriyle tekrar tekrar ortaya çıkarken, sonunda Henry Spearman'ın cinayetleri çözmesinin anahtarı da oluyor. Yazarlar sağlam ve yerleşmiş ekonomi kanunu olarak okuyucuya yabancı gelmeyecek birini, 'talep' kanunu seçmişler. Polisiyeye farklı bir disiplinden bakmanın kusursuz bir örneği. Umarım ikinci macera fazla gecikmez.

Koyundan neden olmasın ki...

Hikâyelerini çekici kılmak için dedektif rolünü çeşitli meslek guruplarına yayanlar kadar, hayvanlar dünyasına açılan, kediden köpekten dedektif yaratan yazarlar da var. Polisiyeseverler Akif Prinçci'nin Francis'ini hatırlamışlardır herhalde. Genç Alman yazar Leonie Swann ise en iyi ilk polisiye ödüllü Glenkill de bir koyuna vermiş dedektifliği. Agahta Chirstie'nin ünlü karakteri Miss Marple esintileri taşıyan Miss Maple, öldürülen çobanlarının katilini bulmaya, adaleti sağlamaya çalışıyor. Ancak işi hayli zor. Çünkü ne adalet hakkında bir fikri var ne de cinayet. Bilgisi, öldürülen çobanın koyunlara okuduğu tamamına da erdiremediği bir polisiye romanla sınırlı kalan Miss Maple, sürüdeki diğer koyunlarla elele vererek, kendilerinden daha sürüleşmiş kasaba halkı arasında katilin izini sürmekte zorlanmıyor.

Gri hücrelerinden ziyade lezzetiyle anılan beyinlerini muamma çözmek için kullanan koçlar ve koyunlarla dolu bir polisiyeye intibak etmekte biraz zorlanabilirsiniz. Lakin Leonie Swann İrlanda kırsalının tekinsiz atmosferini gerilimi yükseltmek için iyi kullanmış, 'dedektif tipi'nin yaratabileceği dezavantajları bertaraf etmesini bilmiş.



ROMA'DA YEDİ CİNAYET
Guillaume Prevost, çeviren: Bahadırhan Bozkurt, Bilge Kültür Sanat Yayınları, 2007, 267 sayfa


MARJİNDE CİNAYET
Marshall Jevons, çeviren: Belkıs Dişbudak Çorakçı, Liberte Yayınları, 2007, 217 sayfa


OXFORD CİNAYETLERİ
Guillermo Martinez, çeviren: B. Burcu Özkan, Bilişim Yayınevi, 2007, 188 sayfa


GLENKILL
Leonie Swann, çeviren: Vedat Çorlu, Merkez Kitaplar, 2007, 327 sayfa
 


Radikal
Yorumlar (0)add comment

Yorum yazın
Yorum ekleyebilmeniz için giriş yapmanız gerekiyor. Henüz bir hesabınız yoksa lütfen kayıt olun.

busy
 
< Önceki   Sonraki >

En Çok Okunan Edebiyat Haberi