|
|
Yazar KuTuKoLa
|
|
Cuma, 31 Ekim 2008 |
Bazen köşe başlarının, vazgeçilmezi olursun. Kimisi sırf zevkini sonlandırmak için, üzerine ateşi, pisliği atar.. Bunlara sitem etmediğin gibi işleri bitince ellerinin tersiyle seni iterler...
'' Kül tablası Aslında hepimizin aynası " |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar KuTuKoLa
|
|
Cumartesi, 16 Ağustos 2008 |
Güneş doğar, gün ışıldanır eğer gökyüzünde bulut yoksa tüm kızgınlığını yer küreye gösterir, akşam olur arkasından gece her yeni bir gün bu gelişim gerçekleşir, programlanmışçasına… Bunlar aslında bilindik şeyler. Gece olduğunda bir çok insan muhasebesini yapar, vakit gece yarısını geçmişti o muhasebesini yapıyormuş gibi gözükse de aslında onun hesabı bu gecede var olmamıştı, uzun zaman olmuştu gökyüzünü gözünün alabildiğince göremediği, hürriyetinden devamlı şüphe duyuyordu, özgür insanlar gökyüzünü görebilirdi, esir edilmiş insanlar, gökyüzünü geometrik şekillerle görebiliyorlardı, kare, üçgen daha değişik dörtbuçukgen, üçbuçukgen gibi gibi…
Bir gün sonrasında…
Gök sanki tüm canlılara güç gösteriyordu, aslında gök gücünü değil de, gökyüzünü yaratan gücünü kainattaki canlılara gösteriyordu, gök gürlüyor şimşekler çakıyor fakat bu gürültüye rağmen yağmur şiddetli değildi, derya halk dilindeki gibi çarşaf gibiydi, limana yakın durmuş ticari gemiler ise aydınlatmalarını yakmıştı, o ise çatı katındaki balkonuna çıkıp hafif yağmurun altında geminin içindeki mürettebatı düşünüyordu, ne yapıyorlardı tam on üç gündür orada demir atmışlardı, kaptanından tayfasına kadar rol biçiyordu kendince…
Tüm bu düşünceler içerisinde içeri girdi, hafif yağmur omuzlarını ıslatmıştı umursamadı bile, yatağına uzandığında saçlarından kulağına damlayan birkaç damla ona ıslandığını söylüyordu, o ise sadece son zamanlar etrafındaki daralmayı düşünüyordu, insanları ve insanların ona yaptıklarını, bu düşünce ona hem doğru kararları aldırıyordu hem de onu siteme itiyor içinden her şeye sövesi ya da lanet edesi geliyordu, sevmiyordu menfaatlerle yaşamayı… |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar KuTuKoLa
|
|
Çarşamba, 26 Mart 2008 |
Malum, öğrencilik demek gece yarısına kadar kitap başında uykusuz kalıp ve sınava kalan zamanın azalması sonucu aval aval bakınıp yazılanları ezberlemektir, kalınca bir kitabın en son konusunda önemli gibi gözüken yeri çiziyor karalıyordum - saat oniki buçuğu - geçiyordu, gecenin huzurunu yavaş yavaş gelen bir ses sessizliğe ses oluyordu, - baksam mı? bakmasam mı? - diye içimden geçiriyorum, - yahu bir bakayım - diyerek kendimi balkona atıyorum, bana göre sokağın başı başkalarına göre sonunda karanlık bir ağır makinaya benzer karanlık ses kütlesi vardı, sadece - turuncu - tepe lambası vardı ki zaten sokağa baktığımda çöp günü olduğunu çözüyordum. ve gelen kütle çöp kamyonuydu...
Birden rahatsız olma belirtisi hissediyorum kendimde, sanki biraz önce çok önemli bir iş yapıyormuşumda seslerinden dolayı işime mani olmuşlarcasına onlara sitemkar bakışlar atıyorum onlar farketmeselerde, biraz biraz yaklaştığında kamyonun arkasında divane olan iki kişi görüyorum, pardon üç kişi olduklarını şimdi farkettim, üç kişiden biri bağırıyordu; -heeooppp- diyerek kamyon duruyordu aradan bir dakika belki geçmemişti diğeri hemen bağırmaya başladı; - devaaammedddd- diyerek aslında anlaşılan ve anlaşılmayan hareket komutu veriyordu bu görünen bir yüzüydü olayın, ben bize ve size körlenmiş ve katılaşmış kalplerimizi aydınlatacak el feneri niteliğinde, gecenin bir yarısında yazıyordum...
- kör olası çöpçüler aşkımı süpürmüşer...
Yahu adama sormazlar mı aşkının ne işi var yerlerde diye?
Neden? |
|
Devamını oku...
|
|
|